![]()
2007-13-14 EYLÜL ILGAZ KÜCÜK HACET TIRMANIŞI
2007-2008 öğretim yılının başlamasına bir hafta kala geçen şubat ayında yaptığımız Ilgaz kampını bu sefer zirveyle sonuçlandırma kararı aldık fakat bu sefer ki etkinliğimizde pek fazla kalabalık değildik.
13 Eylül 2007 15:30 da Aştide Kemalle buluşarak Ankara-Kastamolu otobüse bindik planladığımız gibi saat 19:00 da Karayolları binasının önünden otobüsten indik yaklaşık 30 dakikalık bir yürüyüşten sonra büyük kamp yerine vardık.Amacımız büyük kamp yerinin sol tarafındaki terk edilmiş ormancı kulübesinde kalmaktı, gecen kış terkedilmişti fakat bu sefer içeride küçük bir soba birkaç çay bardağı ve tozlu bir yatak vardı, buranın gece sahibi gelebilir düşüncesiyle büyük kamp ile küçük kamp arası bir düzlükte çadırımızı kurduk.Karşımızda büyük kamp vardı etraf yemyeşildi.Hava çoktan kararmıştı malum karnımızda çoktan acıkmıştı.Domates çorbası makarna hatta kakaolu puding yaparak karnımızı doyurduk.
Saat 08:00 sularında uyandık kahvaltımız yaptıktan
sonra eşyalarımız toplayarak zirve yoluna koyulduk.Büyük
kamp yerinin orta taraflarından ormanın içine girerek
yukarı doğru ilerledik yerlerde sıklıkla ayı izleri
vardı saat 11:00 sularında etrafımıza baktığımızda
Ilgaz'ın dumanlı başının bulutları deldiğini gördük,
gerçekten muhteşemdi. Karşımızda Hacettepe tepesi
vardı.Zirve öncesi vadiye inmemiz ve tekrar yükselmemiz
gerekiyordu biraz irtifa kaybettikten zirve vadisinin
aşağısına indik.Şimdi ise karşımızda 45 derecelik bir
yol vardı yavaş yavaş ilerlemeye başladık yaklaşık 30 dk
sonra kimin hızlı kimin yavaş ilerlediği ortaya çıktı
benim tempomun düşük olmasında dolayı zirveye 50 m kala
Kemalli sisin içinde kaybettim hızlanarak yaklaşık 5 dk
sonra ona ulaştım saat 12:30 civarında zirveye vardık
Zirve defteri yoktu, Ilgaz'ı ziyaret edenler taşlarla
isimlerini yazmışlar.
Bizde kulübümüzün adını büyük harflerle yazdık. Kahve ve
atıştırma molasından sonra saat 13:15 de dönüş için yola
koyulduk.Fazla mola vermeden tekrar büyük kamp yerine
ordan da karayolları binasına döndük saat 17:00 de
Kastomoludan kalan Ankara otobüsüne yetiştik
2006 - 16-17 ARALIK - ULUDAĞ TIRMANIŞI
Uzun zamandan beri Erciyes kış tırmanışı planlıyorduk ama küresel ısınmadan bizlerden nasibimizi almıştık. Belirlediğimiz tarihe 3 gün kalana kadar hala Erciyes dağına gitme umutlarını sürdürüyorduk ama hava raporları, havanın daha da iyiye gideceğini, yazdan kalma günler yaşanacağını söylüyordu. Bizde Erciyes tırmanışını 1 ay kadar erteledik ve bunun yerine Erciyes tırmanışı için antrenman olması amacıyla rotamızı Uludağ ‘a çevirdik. İstanbul’dan 2 ve Kulübümüzden 4 dağcı arkadaş 16 Aralık sabahı saat 07:00 de Bursa Otogarında buluştuk. Burdan 96 nolu belediye otobüsüne bindik ve Zafer Plaza adı verilen yerde indik.Bu noktada bulunan markettten son alışverişleri yaptıktan sonra 5 dakika yürüyüş mesafesinde olan Uludağ taksi-dolmuşlarının önüne gittik. Kısa bir pazarlıktan sonra dolmuşla Uludağ üst oteller bölgesine çıktık. Oteller bölgesinde mataralarımızı doldurduktan sonra kamp yeri olarak belirlediğimiz Maden bölgesine doğru yürüyüşe başladık
Bir süre çamurda yürüdükten sonra kar kendini gösterdi.Ancak fazla derin olmadığı için rahat bir yürüyüşle, yaklaşık 50 dakikada kamp bölgesine vardık.Kampımızı madene varmadan hemen sağ tarafta kalan açık alanda kurduk.Kampı kurmadan önce su aramak için çevreye dağıldık.Tam vazgeçmişken karın altından geçen küçük su şırıltısını duyduk ve hafif kazınca suya ulaştık.Ancak su çok temiz akmıyordu.Mecbur kalmadıkça kullanmamaya karar verdik.Bunun yerine kar suyu eritecektik.Kampı kurduktan sonra madenin hemen üstünden biraz yükselerek kazma-krampon çalıştık.Daha sonra 4 kişilik bir ekip, yarınki zirve tırmanışı için rotaya biraz daha yakından bakmaya gittiler.Geriye kalan 2 kişi kampa dönerek kar suyu eritmeye başladı.Ben acemice bir hareketle çadır içinde ocağı devirdim (çok mecbur kalınmadıkça asla yapılmaması gereken bir durum).Alkol ocağı olduğu için alev çadırın her tarafına yayıldı.Yanımda matara olmasaydı geceyi yan çadırda 6 kişi geçirecektik.Çok ufak hasarla yangın olayını atlattık. Akşam Çorba,Makarna,Zeytin Ezmesi, Krem Peynir, Sucuk ve puding yiyerek yeme olayını biraz abarttık:)
Ertesi gün çok erken bir saatte zirve tırmanışına başlamayı planlıyorduk ama uyku tulumundaki sıcaklığın verdiği rehavetle ancak saat 06:00 da uyanabildik.Yeterince kar suyu eritemediğimiz için bulduğumuz kaynaktan suları doldurduk ve saat 08:30 da tırmanışa başladık.Küçük zirvenin sol tarafına düşen (Madenin üst tarafı) çarşaktan yükselmeye başladık.Tırmanışın en zor etabı burasıydı.Sabah mahmurluğu içinde bu etabı 40 dakikada tamalayarak çanak bölgesine ulaştık.Çanaktaki kar hafiften erimeye başladığı için bu etap bizi biraz zorladı.Daha önce zirveye göller bölgesinden çıktığımız için zirveyi daha yakın olarak hayal ettik ama zirveye ulaşmak toplamda 4 saatimizi aldı. Saat 12:10 da Zirvetepe zirvesine ardından 12:30 da Uludağ zirvesine çıktık.
Tırmanış sırasında yanımızda teknik malzeme bulunmasına rağmen hiç ihtiyaç olmadı.Dönüş yolculuğumuz ise yaklaşık 2 saat sürdü.Dönüşteki en zor etap ise çanak oldu.Buradaki karlar yumuşadığı için bata çıka iz açmak zorunda kaldık.Son etap olan maden inişinde Bursalı dağcılara rastladık.Ufak bir sohbetten sonra kampa varıyoruz.Kampı toplarken yolda karşılaştığımız Bursalı dağcıların ekibinden olan 2 arkadaş uzaktan el sallayarak yanımıza geliyor.Bizde tam nasıl döneriz diye düşünürken kendilerinden bizimle Bursaya kadar dönebilirsiniz diye süper bir teklif geliyor.Dönüşü Bursalı dağcı arkadaşlara takılıyoruz ve yaklaşık 1 saatlik bir yürüyüşten sonra dolmuşun yanına varıyoruz.Aslında biz otobüs hayal etmiştik ama dolmuşla gelmişler.Dolmuşu görünce aslında bize nasıl ince bir teklifte bulunduklarını ve dağcıların içindeki paylaşım duygusunun ne güzel bir şey olduğunu hatırlıyoruz.Çünkü kendilerinin sıkışmasına rağmen misafir duygusuyla kendi yerlerini bize verdiler.



